Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Yağmur Yağdırdığına İnanılan Taş: Yada Taşı

Yağmur Yağdırdığına İnanılan Taş: Yada Taşı

4390_zko_teardrop-300x197Yada taşı, Türkler arasında yağmur yağdırmak için kullanılan ve  taşla ilgili inanışlar düşünüldüğünde ilk akla gelen, hakkında en çok bilgi bulunan en ünlü taştır. Bu hususta ilk önce Divan-ı Lügatit Türk’deki yâd maddesine bakalım: “Yâd: Bir tür kâhinliktir.  Belli başlı taşlarla yapılır, (yada taşı) rüzgâr estirilir. Bu, Türkler arasında tanınmış bir şeydir. Ben bunu Yağma ülkesinde kendi gözlerimle gördüm. Orada bir yangın olmuştu, mevsim yaz idi, bu suretle kar yağdırıldı ve ulu tanrının izniyle yangın söndürüldü…” Yine aynı eserde “Yâd, taşlarla yağmur ve rüzgar getirmek için yapılan kamlık.” olarak geçer. İsmail Parlatır’ın Osmanlı Türkçesi Sözlüğünde ise yada maddesi “Eski Türk inancına göre yağmur taşı”olarak geçer.Abdülkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm adlı eserinde “Yada, Cada, Yat Taşı ve Yağmur Tılsımları” başlıklı bölümde önemli bilgi sunmaktadır. Abdülkadir İnan, bunun çok eskiden beri yaygın bir inanç olduğunu, Büyük Türk Tanrısının Türklere yada denilen sihirli bir taş armağan ettiğini, bununla yağmur, kar, dolu yağdırıldığını, fırtına çıkartıldığını ve bu taşın her çağda Türk Şamanlarının ve büyük Türk komutanlarının elinde bulunduğunu, Şamanistlere göre zamanımızda da büyük kamların ve yadacıların ellerinde bulunduğunu belirtiyor. Yine aynı eserde Abdülkadir İnan, yada taşının her Türk lehçesinin fonetik özelliklerine göre muhtelif şekillerde ifade olunduğunu, Yakutça’da sata, Altayca’da cada, Kıpçak grubuna dahil lehçelerde cay diye söylendiğini belirtir.Yada taşının adının yede, ceda, cadı ve yeda şeklinde yazılışlarıyla da karşılaşıyoruz. Ahmet Vefik Paşa Lehçe-i Osman adlı eserinde “yeda” ifadesini kullanmıştır. Prof. Dr. Fuat Köprülü ise “Eski Türklerde Dinî-Sihrî Bir Anane yâd veya Yağmur Taşı” isimli makalesinde yâd ismini kullanmış ve bilhassa yağmur taşının karşılığı olan dinî ve sihrî bir gelenek olarak incelendiğini belirtmiştir. Aynı makalede “yat, yede, yada, cede, ceda, cadı”nın aynı adlar olduğu, cadıcı, cedeci, yedeci gibi tabirlerin eskinin Farsçalaşmış bir şekli olduğu belirtilir. Ziya Gökalp, eski Türklerde din konusunu  işlerken Kaşgarlı Mahmut’un Türkçe’de kerametin bir türüne “yâd” adı verildiğini ve eski Türklerde “kaş” adı verilen bir taş olduğunu, bu taşla yağmur yağdırıldığını, bundan dolayı bu taşa “yağmur taşı” da dendiğini, bu taşla rüzgar da estirildiğini, yaz ortasında kar bile yağdırıldığını bu taşa çoğu yerde yâd taşı da dendiğini sonradan yada taşı, ceda taşı, yeda taşı adları verildiğini ve bu kelimenin Fransızca’ya jade şeklinde geçtiğini, Acemlerin bu taşa yeşim adını verdiklerini, kelimenin aslında Türkçe olduğunun farzedilebileceğini, Kaşgarlı Mahmut’un “kimin yanında bulunursa şimşek onu yakmaz” dediğini belirtiyor.

Eski eserler Ansiklopedisi’nde yada taşı hakkında verilen bilgilerde, yeşim ve yâd kelimelerine odaklanılır. Yeşimin Farsçasının “yeşip” olduğu, eski milletlerin buna yağmur taşı, yâd dedikleri, yâdın kehanet demek olduğu, yâdlamanın sihir yaptırmak anlamına geldiği, eski Türklerin bu taşla sihir yapıp yağmur yağdırdıkları anlatılmaktadır.
Yada taşının tarihçesine baktığımızda, 10. ve 11. Yüzyıllardaki eserlerin yada hakkında bilgiler nakletmeye başladığını görürüz. Firdevsî Şehname’de, yadaya, Moğolca’da ced denildiğinden ve yadacılıktan, bu işin bir sihir olduğundan, Tuluy Han zamanındaki yağmur yağdırma olayından, Hıtay askerlerinin perişan olduğundan bahsediyor.

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.


halkalı esocrt kayaşehir esocrt