Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Türk Edebiyatında Musiki

Türk Edebiyatında Musiki

4390_zko_teardrop-300x197Divan Edebiyatı nasıl ki saray çevresine, aydınlara hitap ediyorsa, Divan musikisi de aynı kesime hitap eder. Divan Edebiyatı ürünlerinin çoğu bestelenmek için yazılır; özellikle şiirler. Dolayısıyla bu bestelenen, musikiye çevrilen Divan şiirleri, bir “Divan Musikisi” yaratmıştır. Divan şiirlerinin konuları, yani aşk, sevgili, mey, (içki) meyhane, güzellik ve biraz da din konuları aynı şekilde doğal olarak Divan Musikisine yansımıştır. Divan Musikisinde fasıllar esastır.Özet olarak Divan Musikisi, içe kapanık, dışarıyla alakası olmayan, Divan Edebiyatının bir yansıması olan musikidir. Doğu kökenlidir. Tanzimat Edebiyatında musiki kendine pek yer bulamamıştır. Ana amacı halkı bilgilendirmek, halka yakın olmak olduğu için, ayrıyetten bilgi vermek, halkı eğitmek olan Tanzimat Edebiyatında, eserlere girift bir yapı kazandıran musikiye doğal olarak pek yer verilmemiştir. Yine de hafif olarak işlenen musikiye rastlanılabilir.
Servet-i Fünun dönemine baktığımızda musikinin apayrı bir yeri olduğunu görürüz. Önceleri sadece bir zevk, kişilerin kültür seviyelerinin göstergesi olan musiki, Servet-i Fünun ile birlikte eserlerde önemli bir yer tutmaya başlamış, giderek yayılarak günümüzdeki yerine ulaşması için yerini sağlamlaştırmıştır.
Dönem sanatçılarından Cenap Şahabettin şiirde tabiat ile birlikte musiki ve müzikaliteye yer verir. Onun şiirlerinde cümleler bize adeta bir şarkı söyler. Halid Ziya’nın eserlerinde de musiki kendine yer bulur; Mai ve Siyah’ta kahraman müzisyendir, ayrıca dönemin batı musikisinden örnekler verilmekle birlikte, musikiyle edebiyat birleştirilmiştir. Aşk-ı Memnu’da da kahramanların dinlediği musiki vasıtasıyla eserde müzikaliteye yer verilir. Fakat bu noktada ayrı bir parantez açmak gerekir; aynı dönemde Mehmet Rauf’un yazdığı Eylül romanı.
Mehmet Rauf, Eylül’de musikiyi diğer çağdaşlarından daha farklı kullanmış ve adeta eserinin belkemiği yapmıştır. Türk Edebiyatında musiki, daima önemli bir yer tutagelmiştir fakat Eylül’de musikinin işlenişi bambaşkadır. Mehmet Rauf, adeta tüm Türk Edebiyatı dönemleri boyunca işlenen musikiyi almış, harmanlamış, üzerine katarak bambaşka bir arka fon yapıp eserine nakletmiştir. Eylül’deki musiki, çoğu edebiyatçıya göre zirvedir. Eylül’deki musikiyi incelemek, Türk Edebiyatındaki musikinin ulaştığı yeri görmemiz açısından önemlidir.

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.