Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Maviciler

Maviciler

4390_zko_teardrop-300x1971950 sonrası Türk edebiyatında, düşünce ve sanatın sosyal bir sınıf veya grubun bayrağı yapılamayacağı görüşüyle, “hürriyetin ve barışın rengi” olan Mavi adlı bir dergi yayımlanmıştır.Şiirlerini basılı hale getirmek isteyen Ankara Atatürk Lisesi öğrencileri tarafından çıkarılan bu dergide, devrin bazı şair ve yazarlarının da yer almasıyla daha sonra Maviciler adını alan bir grup oluşmuştur. 1 Kasım 1952′de ilk sayısını yayımlanan Mavi, aylık fikir ve sanat dergisi görevini üstlenmiştir. Büyük boy ve 8 sayfa olarak yayımlanan derginin 1 Ekim1954′e kadar devam eden 24 sayılık yayın döneminde yazı işlerini derginin sahibi Teoman Civelek yürütmüştür. Bu sayı ile yayın hayatı sona eren dergi, bir aylık bir aradan sonra Son Mavi adıyla yeniden çıkmıştır. Bu yayın döneminde derginin sahipliğini Özdemir Nutku üstlenmiştir. Perspektif adlı bir Amerikan dergisindeki düzenlemelerden esinlenilerek bazı değişiklikler yapılmıştır. Birkaç sayısı 36 sayfa olarak çıkarılan dergi, bir süre sonra maddi sıkıntılar yüzünden yeniden eski boyda ve sekiz sayfa olarak yayımlanmıştır. Son Mavi yayın hayatını Nisan 1956′ya kadar sürdürmüştür. Böylece dergi, 24 sayı Mavi, 8 sayı da onun devamı olan Son Mavi ismiyle toplamda 32 sayı yayımlanmıştır.
Mavi, Teoman Civelek, Ülkü Arman, Ümran Kıratlı, Bekir Çiftçi, Güner Sümer tarafından yayın hayatına verilmiştir. Derginin neden çıktığını ve ne yapmak istediğini anlatan, bildiri niteliği taşıyan Mavinin Düşündürdükleri başlıklı yazıyı Teoman Civelek kaleme almıştır. Yazıda Kurtuluş Savaşından beri yapılan mücadeleler sonunda elde edilen başarılara dikkat çeken yazar, Türk inkılâbını, milli ve sosyal yönü olan bir hareket olarak kabul edilir. Bunlardan birincisi, padişahlık döneminden Cumhuriyete intikal eden toprakları korumak ve işlemek, ikincisi ise dağınık bir halde var olan cemiyeti milli bağımsızlık ruhu etrafında birleştirmektir. Teoman Civelek, yeniliği yüksek bir düşüncenin ve hâkim bir ilkenin toplum hayatında yer bulması olarak görmüştür. Yeniliklerin, yeni bir dönemin başlaması için, bir kahraman etrafında meydana getirilmedikçe bir anlam kazanmayacağını söylemiştir. Tük inkılâbının gücünü Mustafa Kemal’in idaresinden aldığını belirtmiştir. Kendilerini inkılâpların oluşturduğu yeni bir nesil olarak gördüklerini, “kafa, ruh, et ve kemikleriyle” bu davaya tüm benliklerini verdiklerini ifade etmiştir. Memleketin bütünlüğü esasına göre, düşünce ve sanatın gelişmesinde birer er gibi çalışacaklarını belirten Maviciler, Mavi’nin sayfalarına kabul ettikleri insanlara da şu şartı koşmuşlardır: “Bu toprağı, insanları ile, düşünce ve duyguları ile, kaderi ile, yani bütünü ile kavrayan fikir ve sanat adamları Mavi’nin saflarında yer alabilir.” Kendilerinin her yönüyle örnek aldıkları insanın Atatürk olduğunu söyleyen Maviciler, inkılâplarının ruhunu yansıtan bir anlayışla gençliğin sesi olmak istemişlerdir.
Bu esaslar doğrultusunda, hiçbir birey ve dergiye cephe olmadan yazar kadrosu genişleyen Mavi’de Avni Dökmeci, Ömer Faruk Toprak, Muzaffer Erdost, Ahmet Oktay, Ali Püsküllüoğlu, Ferit Edgü, Oğuz Arıkanlı, Orhan Çubukçu, Fikret Hakan gibi edebi kişiliklerin çeviri, telif, yazı ve şiirleri yayımlanmıştır.
Mavi, kadrosunda değişik isimlere yer verirken, söylemlerini de sistemli hale getirmeye çabalamıştır. Teoman Civelek ve Maviciler imzalı yazılarda Anadolu’nun her yönüyle işleneceği üzerinde durulmuştur: “Gerçek sanatın, gerçek düşüncenin ışığında; Anadolu, memleket ülküsünde Mavi” gibi söylemlere, özellikle 1952-1954 yılları arasında çok rastlanmıştır. Teoman Civelek, Anadolu’ya Yöneliş başlıklı yazısında yeni şiirde Anadolu’nun nasıl işlenmesi gerektiği üzerinde durmuştur. Anadolu’ya yönelen yeni şiirin ölümsüz olacağından söz etmiştir: “Genç şairlerimiz samimi duyguyu, katıksız dili, renkli konuları, gerçek şiiri, bir kelime ile şiirdeki yeniliği ve özü yer yer halk edebiyatında buldu. Onların halk edebiyatımız üzerine önemle eğilişi, halka, Anadolu’ya yönelişi büyük eserin, ölmez eserin sırrına ermek, onu yaratmak içindir.” Yazının devamında, Türk şiirindeki yenilik, geçmişle bağlantı kurularak şöyle değerlendirilmiştir: “Yenilik dışta, şekilde, görünüşte değil; özdedir. Aradan yüzyıllar geçti; geçti de yaşamıyor mu koca Yunus? Yunus’u okuyor, anlıyoruz; okudukça duygulanıyoruz değil mi? Öyleyse Yunus yenidir, bugünündür.”

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.


halkalı esocrt kayaşehir esocrt