Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Kolesterole Bilimin Gözüyle Bakalım

Kolesterole Bilimin Gözüyle Bakalım

4390_zko_teardrop-300x197Kolesterol; vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir yağdır. Yüz gram kanda koles­terol miktarı 200 mg’ın altında olmalıdır. İnsan vücudunda her gün yaklaşık 1000 mg koles­terol yapılır ve ortalama 70 kg’lık bir insanda yaklaşık 35 gr kolesterol bulunur. Sağlıklı bir diyetin, günde ortalama 200-300 mg koleste­rol içermesi önerilir.Kolesterol, hücre zarının yapı taşlarından biridir. Hücre zarı dış ortama karşı hücreyi korur, gerekli moleküllerin hücre içine giriş ve çıkış trafiğini yönetir. Yağda çözü­nen D, E ve K vitaminlerinin önemli kısmını da kolesterol oluşturur. Kolesterol, yağların sindi­riminde görev alan safra asitlerinin yapımında ve bazı hormonların sentezinde öncül madde olarak kullanılır. Safrayla birlikte karaciğerden bağırsaklara atılan kolesterol, burada tekrar geri emilerek dolaşıma katılır ve yeniden kul­lanılmak üzere karaciğere gelir. Kolesterol, gı­dalardan hazır olarak alınmasının yanı sıra vü­cut tarafından da yapılabilir. Vücut kökenli kolesterolün yaklaşık % 20′si karaciğerde, geri ka­lanıda diğer vücut hücrelerinde yapılır. Koles­terol yapımında kullanılan temel molekül, “Asetil CoA”‘dır. Asetil CoA molekülü, çeşitli enzim­ler yardımıyla bir dizi yapısal değişikliğe uğ­rayarak izopentenil fosfat, skualen, lanosterol adlı ara moleküllere dönüşür. Bu dönüşümün son ürünüyse kolesteroldür. Kan kolesterol düzeyi dar bir aralıkta kontrol edilir (150-200 mg/dL). Vücuttaki kolesterol belirli bir eşik de­ğere ulaşınca üretimi baskılanır. Kolesterol ya­pımı’nın ilk aşamalarında rol alan hidroksi metil glutaril reduktaz (HMGR) enziminin baskılanmasıyla üretim durdurulur. Vücuttaki ko­lesterol düzeyi, insülin hormonu ve bazı gen­ler HMGR enzimini kontrol eder.
Kolesterol, steroid hormonları olarak grup­landırılan androjenler, östrojenler, progestinler ve kortikosteroidlerin yapımında kullanı­lır. Hormon yapımındaki ilk aşama kolestero­lün böbreküstü bezlerde (adrenal) pregnenolon adlı bir moleküle dönüşmesidir. Bir sonra­ki basamakta pregnenolondan progesteron, testosteron (erkeklik hormonu), östrojen (ka­dınlık hormonu), kortizol ve aldosteron yapı­lır. Kortizol, vücuttaki protein ve şeker denge­si için gerekli bir hormondur. Stres hormon­larından biri olan kortizol, vücuda zararlı her­hangi bir etken karşısında vücudun savunma mekanizmalarını harekete geçirir ve vücudun enerji kaynağı olan glikozun yapımını artırır. Kısaca, kortizol vücudu zor şartlara karşı ha­zırlar. Aldosteron, vücudun tuz ve sıvı denge­sinde önemli rol oynar. Kanda aldosteron hor­monu artınca, böbreklerde sodyum (Na) ve onu takip eden su geri emilerek vücudun sı­vı kaybı önlenir. Bu hormon, vücudun kan ba­sıncını kontrol eder. Erkek ve kadında cinsiyet gelişimini sağlayan testosteron ve östrojen hormonlarının yapımında da kolesterol ham madde olarak kullanılır.
Kolesterolün kanda taşınabilmesi için ba­zı proteinlere bağlanması gerekir. Kolestero­lün suda çözünmesini sağlayan ve apoprotein (Apo) olarak adlandırılan proteinlere bağla­nan kolesterolün oluşturduğu yapıya lipoprotein denir. Lipoproteinler yapılarına göre çok düşük dansiteli (VLDL), ara dansiteli (IDL), düşük dansiteli (LDL) ve yüksek dansiteli (HDL) olarak gruplandırılır. Kolesterolün büyük bö­lümü LDL ile taşınır. Karaciğerde yapılan ko­lesterol LDL aracılığıyla kan dolaşımına verile­rek vücuda dağıtılır. HDL, dolaşımdaki koles­terolü alıp karaciğere geri götürür. Karaciğer dışına taşınan LDL kolesterolün protein yapı­sını oluşturan ApoB-100 molekülünü tanıyan hücreler, LDL’yi içlerine alarak parçalar ve ko­lesterolü kullanmak üzere ayırır. Kanda faz­la miktarda bulunan LDL, süperoksit ve hid­rojen peroksit aracılığıyla oksitlenir. Oksitle­nen LDL’yi, makrofaj olarak adlandırılan, göre­vi yabancı hücre veya molekülleri yok etmek olan hücreler yutar ve köpük hücreler olu­şur. Köpük hücreler, damar duvarlarında biri­kerek hasara yol açabilir. Bu nedenle LDL, kö­tü kolesterol olarak bilinir. HDL, karaciğer ve ince bağırsak duvarında sentezlenir. HDL’nin % 55′ini protein, % 2′sini serbest kolesterol, % 15′ini kolesterol esteri oluşturur. Ek olarak HDL % 24 oranında fosfolipid ve % 4 oranın­da trigliserid içerir. Damarlarda dolaşan HDL giderek kolesterolden zengin hale gelir ve karaciğere dönünce kolesterolünü orada bırakır. HDL, kolesterolü karaciğere taşıyarak damar­lardaki kolesterolü düşürdüğü için iyi koleste­rol olarak bilinir.
Kolesterol ve Koroner Kalp Hastalığı (KKH)

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.