Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Kaplumbağa Terbiyeciliği ve Osman Hamdi Bey

Kaplumbağa Terbiyeciliği ve Osman Hamdi Bey

4390_zko_teardrop-300x197Osman Hamdi Bey’i kısaca tanırsak; Osmanlı Sadrazamı İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu, 30 Aralık 1842 ile 24 Şubat 1910 yılları arasında İstanbul’da yaşamış, Osmanlı arkeolog, müzeci aynı zaman da Kadıköy belediye başkanıdır. En önemli arkeolojik kazısı,  dünyaca ünlü Sayda Kral Mezarlığı’dır. Bu kazılar sırasında dünyaca ünlü İskender Lahidi’ni bulmuştur. Aynı zamanda Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nin ( Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) kurucusudur.Osman Bey’in bu eseri tuval üzerine yağlı boya ile yapılmış 222×122 cm ebatlarındadır. Türkiye’de bu eser 5 milyona satılmış, müzayedelerde en büyük meblağ olarak tarihe geçmiştir. Kaplumbağaların esin kaynağının, Lale Devri’ndeki Sadabad eğlencelerinde, havanın kararması ardından kaplumbağaların sırtlarına mum dikilerek etrafı aydınlattığı tahmin edilmektedir. Osman Hamdi Bey burada terbiyeci olarak kendini kurgulamış, yönetimde bazı (Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye) kurumlarında görev üstlenmiş, kendi işinde uyum gösteremeyen altları, yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağa olarak göstermiştir.
Tabloyu incelersek tablo da, beline bağlanmış uzun kırmızı bir giysi giyen sakallı bir adam görünüyor. Bakımsız, mavi çinilerle kaplı bir odada görünen sakallı adam, arkası yarı dönük biçimde ayakta durmaktadır. Ayağında terliğiyle beraber kafasına gelişigüzel yemeni geçirmiştir. Tablonun tek ışık kaynağı alçakta duran penceredir. Kaplumbağalar yerde duran yaprağı yemekle meşguldür. Duvardan sıvalar ve çiniler yerlere serpilmiştir.
Tablo gereksiz figürlerle boyanmamış, ışığın vurduğu yeri (kaplumbağa ve adam) en güzel şekilde anlatmıştır. Ellerini arkasında kavuşturup iki eliyle neyi tutmuş, sırtında kaplumbağa sırtına benzeyen bir nakkare bulunuyor ve ipin diğer ucuna bağlı mızrap boynundan aşağıya sarkıyor. Bu tablo bazılarına göre; sırtında olan nakkare değil, eskiden dilenci ve dervişlerin kullandıkları Keşkül-i Fukara’dır.  Keşkül-i Fukara diğer adıyla ‘‘Dilenci Çanağı’’ Hindistan cevizi veya abanozdan yapılmaktadır.
Osman Hamdi Bey’in yaptığı bu tablo birçok kişi tarafından farklı yorumlar yapılmıştır; ”Geri kalmış toplumun çağdaşlaştırmaya çalışan yorgun bir aydın” diye dile getirmişlerdir. Kendisinin bu aydınlanma yolunda önemli adımlar atmış birisi olarak tanınıyor. Başka bir yoruma göre sabır gerektiren zor bir işin, ney ve nakkare çalarak başarıyla yapacağını ummaktadır.

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.