Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Hisar Topluluğu

Hisar Topluluğu

4390_zko_teardrop-300x197Tepki olarak ortaya çıkan topluluklar, hep yeni arayışlar peşinde ve yenilik yapma arzusunda olmuşlardır. Hisarcılar ise, yenilik yapma iddiasından çok, Türk şiirine geleneksel yollardan faydalanarak yeni bir yorum katmaya çalışmışlardır.
1940 yılından sonra Türk edebiyatı, hareketli ve yeni tartışmaların yaşandığı bir döneme tanıklık etmiştir. Türk edebiyatının böyle bir tartışma ortamına girmesinin nedeni Garip şiirinin bildirisindeki düşünceler olmuştur. Türk şiirinde o güne kadar şiir alanında ne varsa hepsini reddederek ortaya çıkan bu topluluk, kendilerinden önce var olan toplulukların hiçbirinin yapmadığı bir şey yaparak edebiyatı derinden etkilemişlerdir. Onlar, şiirde kafiye ve ölçüyü atmışlar, şiir diline konuşma dilinde olan söylemleri sokmuşlardır. Böylece konuşma dilinin şiirde yer almasından dolayı şiirde kolaylık oluşmuş, dizeler sıradan sözcük öbekleri haline getirilmiştir. Söyleyişteki basitlik şiirin fonksiyonlarının ortadan kalkmasına sebebiyet vermiştir.
1950-1980 yılları arasında yayına hayatını sürdüren Hisar dergisi, zamanla belli bir şiir anlayışının merkezi haline gelmiştir. Bu dergide eserleri olan şairler, Mehmet Çınarlı, Gültekin Samanoğlu, İlhan Geçer, Munis Faik Ozansoy, Selahattin Batu, Nevzat Yalçın, Mustafa Necati Karaer, Bekir Sıtkı Erdoğan, Feyzi Halıcı, Yavuz Bülent Bakiler, Kerim Aydın Erdem’dir.Mehmet Çınarlı o dönemi şöyle dile getirmiştir: “Hisar’ın yeni çıkmaya başladığı 1950′li yılları hatırlıyorum. Yeni şiir-eski şiir davası sürüp gitmekte idi. Yeni şiiri savunanların birçoğunun bundan anladıkları, hiçbir kaideye bağlanmayan, hiçbir disiplini olmayan, rastgele söyleyişlerdi. Orhan Veli grubunun peşine takılanlar, eski şiire ait estetik kuralların bütününü reddetmekle, bu kurallara büsbütün aykırı davranmakla meseleyi çözdüklerini, yeni bir şiir tarzına ulaştıklarını sanmaktaydı. Yalnız vezni, kafiyeyi atmakla yetinmediler. Şiirde bir ahenk, bir musiki arayanlara karşı, söylediklerinin dile takılacak kadar birbiriyle tepişen kelimelerden seçilmesine çalıştılar. Mana ve mantık çerçevesinde de yazdıklarının mümkün olduğu kadar saçma sapan olmasına dikkat ettiler.”
‘Madem yüzmek bilmezdin, niye çıktın ağaca’ o devirden kalma tekerlemelerdendir.
Peyami Safa da konuşma dilinin şiir diline girmesiyle açıklanabilecek bu durumu “şiirin gecekonduları” olarak adlandırmıştır. O devirde yazılan şiirlerden rahatsız olduğunu şu sözlerle belirtmiştir:”Allah’ım! Bu gençlerden bazılarına nasıl anlatmalı ki, o çırpıntı eda içinde aradıkları kaba sürpriz tesirleri, o basit kelime ve ses oyunları, o yeni olmak için maskara olamaya bile razı acayiplikler, iki dünya harbi arasındaki Avrupa şiir buhranının şimdi hiçbir yerde izi kalmayan tecellilerine, bizdeki acemice kopyalarından başka bir şey değildir.” Bu duruma son vermek ve tepki ortaya koymak için Hisar topluluğu oluşturulmuştur ve Hisar dergisi yayın hayatına başlamıştır. Hisar dergisi çatısı altında toplanan şairler ve yazarlar, Garip hareketine karşı olan ilk tepkiyi oluşturmuşlardır. Hazırlıklarına 1940 yılı sonlarında başlayan Hisarcılar, “eski şiirimizden, milli kültür ve edebiyatımızdan kopmadan yeni ve güzel bir şiir sergilemek, o yıllarda şiirimizi çıkmaza sokanlara ve yozlaştıranlara karşı çıkmak ve tavır almak” ilkesiyle yola çıkmışlardır. Hisar dergisinin ilk sayısı 16 Mart 1950 tarihinde yayımlanmıştır.
Süreli yayınların genelde ilk sayısında o yayının çıkış nedenleri ve yayın amaçlarını anlatan bir yazı yayımlanır. Hisar topluluğu ise bu geleneğe uymamıştır. İlk sayıda gerek derginin yayın amaçlarını gerekse topluluğun sanat anlayışını ortaya koyan bir bildiri yayımlamamışlardır. Bir bildiri yayımlamaya gerek görmeyen Munis Faik Ozansoy’dur. Çünkü o: “Herkes çok laf ediyor, bir iş ortaya getirmiyor. Şunu yapacağız, bunu yapacağız demektense ne olduğumuzu gösterelim. Yazılarımızı, şiirlerimizi neşredelim, herkes bizim ne olduğumuzu görsün. Başlangıçta böyle bir manifestoya lüzum yok.” demiştir.
Bu anlayışla yayın hayatına 1 yıl devam eden Hisar topluluğu, şiir, deneme, hikâye ve inceleme yazılarıyla edebiyatı etkisi altına almaya çalışmıştır. Ayrıca derginin ikinci yayın yılında giriş sayısında yayınlanan yazıda da aynı anlayışın devam ettiği görülmüştür: “…Başlangıçta, niçin çıkıyoruz tazında beylik bir başlıkla ‘şunu yapacağız, bunu yapacağız.’ diye övünmekten vazgeçiyoruz. İşte 11.sayı elinizdedir. Okuyup hükmünüzü verebilirsiniz. Burada sadece ilk çıktığımız günlerin heyecanıyla aynı yolda yürümek azminde olduğumuzu, dergiyi daha güzelleştirmek için elimizden gelen hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağımızı belirtmek isteriz.”
Okuyucunun kararını etkilemek istemediğinden bir bildiri yayımlamayı tercih etmeyen Hisarcılar, bunun bedelini çok ağır ödemişlerdir. Bildiri yayımlamamaları neye karşı olduklarını ve neyin yanında olduklarını bilmeyen, sanat görüşleri netleşmemiş bir topluluk olarak adlandırılmalarına sebep olmuşlardır. Sanat ve edebiyat çevrelerine kendilerini kabul ettiremeyen topluluk, daha sonra yapılan inceleme ve edebiyat tarihi araştırmalarında değerlendirmeye alınmamışlardır.

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.