Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Fakir Baykurt Kimdir?

Fakir Baykurt Kimdir?

4390_zko_teardrop-300x1971929 yılında, Burdur’da dünyaya gözlerini açmıştır. Fakir Baykurt’’un asıl ismi ise Tahir’’dir. Bu isim savaş yıllarında asker olan ve şehit düşen amcasının ismidir. Ailesi bu ismi Fakir Baykurt’a layık görmüştür.Tahir eğitimine 1936 yıllarında Akçaköy’de başlar. Burada ilkokula giden Tahir iki yıl sonra babası vefat eder. Tahir buna çok üzülür. Babasını çok severdi Tahir. Onun ölümü ile kendisini bir süre boşlukta hisseder. Babasının ölümü sonrasında dayısı olan Osman Erdoğuş Tahir’i yanına alır. Tahir Aydın’da yaşayan dayısının yanında dokuma işinde çalışmaya başlar. Artık okula da gitmiyordur. Bir süre böyle giderken dayısı 2 dünya savaşı patlak verdiği sıralarda askere çağırılır. Ortada kalan Tahir Burdur’a geri döner. Burdura geri döndükten sonra eğitimine kaldığı yerden devam etme gibi bir şans doğar. Eğitimine devam etme gibi bir şans bulan Tahir buna çok sevinir. Ancak Burdur’a geri döndüğü zamanlarda sıtma hastalığına tutulur. Zor günler geçiren Tahir hastalıkla çetin mücadeleler verir. Bu hastalık sırasında ise şiir yazmaya başlamıştır. Tahir ilkokulu bitirdikten sonra eğitimine Isparta Gönen Köy Enstitüsü’n’de devam eder. Eğitiminin bu yıllarında şiire daha çok merak salmaya başlar. Bu yıllarda şiirle ilgilenen Tahir kendini tamamen kitap okumaya odaklar. En çokta Türkçe’ye çevrilmiş klasikler üzerinde çok durur. Bu yıllardaki merakı ve ilgisi onu tanınma yolunda ilerletmeye başlar. Köy Enstitüsü zamanında yazmış olduğu Fesleğen Kolum o zamanlarda Eskişehir ilinde yayın yapan “Türk’e Doğru” adlı dergide yayımlanmıştır.
Edebiyatla çok ilgilendiği için Köy Enstitüsünde kütüphane başkanı seçilir. Böylelikle amacına ulaşır ve daha çok kitap okuma fırsatını yakalamış olur. 1947 yıllarında Köy Enstitüsü ve Kaynak dergisi adlı dergide şiirleri yayımlanmaya başlar. Bu yıllarda şiirlerinde genelde Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Kendisini tüm herkese böyle tanıtmaya başlamıştır bile. İlk olarak şiirlerinde kendisinden böyle bahsederken daha sonra yazdığı tüm yazılarda kendisini Fakir Baykurt olarak göstermeye başlar. Bu yıllarda yazılarının yayımlanmaya başlaması ve ilgi görmesi ile birlikte artık kendisine daha çok görevler verilmeye başlanmıştı. Ancak Köy Enstitülerine baskıcı yöneticiler gelmeye başlamıştır. Bu onlar için hiçte olumlu bir şey değildi tabi. Eski öğrenciler diğer yöneticilerin kurallarına alışmışken böylesine bir baskı karşısında huzursuzluklarını her fırsatta dile getirmeye başlamıştı. Bu sorun yaşayan öğrenciler arasında Tahir de yer almaktaydı. Birçok yönetici ile tartışan ve bir çok sefer karşı karşıya kalan Tahir çok sefer kovuşturmaya maruz kalmıştı. Bu baskılara ve kavuşturmalara rağmen okulunu başarılı bir şekilde bitirir ve sonunda Yeşilova Kavacık Köyü’ne öğretmen olarak gider. Öğretmen olduktan sonra 1951 yıllarında Muzaffer hanım ile evlenir. Evliliğinden sonra kendisinin hastalıklarla başı dertten kurtulmaz ve körbağırsağı patlar. Bunun için tam iki kez ameliyat masasına oturur. Daha sonraki yıllarda atama olur ve Dereköy’de öğretmen olarak devam eder. Köy Enstitüsü yıllarında olduğu gibi üzerinde her zaman baskıyı hisseder. Zaman zaman savcılık kararı ile evine baskınlar düzenlenir. Çok sefer koğuşturma geçer başından.
1953 yıllarında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne yazılır. Buraya yazıldıktan sonra Gayret Dergisi altında birçok yazı yayımlamaya başlar. Ancak bazı yazıları sebebi ile başı derde girer ve bu yazıları yüzünden yargılanır. Daha sonra bu girdiği bölümü de başarı ile bitirdikten sonra Hafik ilçesinde bir ortaokula atanır. Bu atamadan kısa bir süre sonra kendisinin ilk kitabı olan Çilli’yi yayımlar. 1957 yıllarında askere alınır ve burada Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu’n’da öğretmen olarak hayatına devam eder. Öğretmen olarak hayatına devam ederken Işık adında bir kız çocuğu dünyaya gelir. 1958 yıllarında yazmış olduğu ilk romanı olan Yılanların öcü Yunus Nadi Roman Ödüllerinde birinciliği kazanır. Ancak bu yazdığı roman ile yine bir kovuşturma yaşar. Daha sonra Cumhuriyet Gazetesi’n’de yazılar yazmaya başlar. Askerliği bittikten sonra Savsat ortaokuluna atanır. Bu atamadan kısa bir süre sonra ikinci kızı olan Sönmez dünyaya gözlerini açar. Yazıp ödül alan Yılanların Öcü adlı roman Remzi Kitapevi tarafından basılmaya başlar. Daha sonra Efendilik Savaşı adlı kitabını yayımlar. Cumhuriyet gazeteside yayımladığı yazılar yüzünden öğretmenlik görevinden alınır Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü’nde görev yapmaya başlar. Yazdığı bu romanlar sonucunda altı ay açığa alınır. Ancak 1960 yılında Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve bu atamadan kısa bir süre sonra Efkar Tepesi adlı romanını yayımlar. Yazmış olduğu Yılanların Öcü adlı romanı daha sonraki yıllarda tiyatro ve filme uyarlanıp yayımlanmaya başlar. Tiyatronun oynanması yasaklanır, ancak film uzun görüşmeler sonucunda yayınlanır fakat izlenim süresi boyunca bir çok olay olur. Bu olaylar sırasında Tahir Onuncu Köy, Karın Ağrısı gibi kitaplarını yayımlamıştır bile. Aradan geçen bir yıl sonra yazarın bir oğlu dünyaya gözlerini açar ismi Tonguç’’tur. Daha sonra Tahir Amerika’ya giderek göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi eğitimini alır. Daha sonra 1963 yıllarında Türkiye’ye geri döner ve müfettişlik işine devam eder. Bu yıllarda yazmış olduğu Onuncu Köy, Bulgarca diline çevrilir. Daha sonra yazmış olduğu Yılanların Öcü adlı kitabı Almanya’da ve Rusya’da çevrilip okunmaya başlanmıştır. Daha sonra 1965 yıllarında TÖS kuruluşuna katıp buranın genel başkanı olur. Başından bir türlü olaylar eksik olmayan Tahir müfettişlikten uzaklaştırılır ve milli folklör enstitüsüne uzman olarak atanır. Buraya atandıktan hemen sonra kaplumbağalar ve Amerikan sargısı adlı romanlarını yayımlar.

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.