Templates by BIGtheme NET
Anasayfa » Genel » Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı

Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı

4390_zko_teardrop-300x197Batı edebiyatının, özellikle Fransız edebiyatının bizim edebiyatımıza etkileri çok büyüktür. Nasıl ki Osmanlı devrinde, bilhassa Osmanlı’nın parlak devirlerindeki edebiyatımız olan Divan edebiyatı Doğu edebiyatından (Arap, Fars-İran) etkilendiyse, Osmanlı’nın gerileme ve yıkılış devirlerinde de Batı edebiyatından etkilenmiştir. Batı edebiyatının, edebiyatımıza etkileri Tanzimat Edebiyatı akımıyla başlar. Fakat burada belirtmek gerekir ki; nazım türleri bakımından göze batacak derecede bir yenilik henüz bu Tanzimat devrinde oluşmamıştır.
Tanzimat Edebiyatı, nazımın dış yapısı bakımından tamamıyla Divan Edebiyatıyla benzerlik oluşturur. Tanzimat’da da tıpkı Divan Edebiyatı gibi beyitler ve ağdalı bir dil kullanılmış, kaside ve gazeller sıkça yazılmıştır. Fakat nazımın iç örgüsünde önemli değişiklikler ve yenilikler meydana gelmiştir. Beyitler, genel olarak bağımsız birer cümle olmak durumundan çıkarılmış, belli bir konunun çevresinde toplanmıştır. Yani Divan Edebiyatından farklı olarak şiirlerde “anlam bütünlüğü” vardır diyebiliriz. Kasideler genellikten kurtarılmış, kişiselliğe doğru götürülmüştür. Konular Divan Edebiyatının soyutluğundan kurtarılmış, nesnel bir karakter kazanmıştır.
Tanzimat Döneminin bir başka önemli noktası ise edebiyatımıza eleştiri ve tiyatro gibi kavramları sokmuş olmasıdır. Bu düz yazı (nesir) alanında bir ilerleme sayılabilir nitekim bu iki tür de nesirle yazılırlar. Tanzimat devrinde eleştiri daha çok eski-yeni çatışması üzerine kurulmuştur ve sanatçılar belki de bu yeni türün acemiliğiyle fazla sert, keskin ve çoğunlukla yapıcı olmayan eleştiriler yazmış, çeşitli husumetlerin doğmasına sebep olmuşlardır. Misal; Muallim Raci ve Recaizade Mahmut Ekrem arasındaki Demdeme-Zemzeme tartışması buna güzel bir örnektir. Tiyatro konusunda da ilk eser Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı eseri sayılabilir. Bu noktada belirtmek gerekir ki henüz tiyatro ve sahne kültürünün oluşmamasından dolayı bu dönemdeki tiyatro eserleri oynanmak için değil okunmak için yazılmıştır.
Servet-i Fünun Edebiyatıyla Tanzimat Edebiyatında atılmaya başlayan yenilik adımları biraz daha sıklaştırılmış, beyit düzeni bozulmuştur. Cümleler, mısraların başında ya da ortasında kesilmiş ya da başlatılmıştır. Beyitlerin klasik kafiyeleniş düzeni bir kenara bırakılmış; şair, mısralarını istediği gibi kafiyelendirmiştir. Dörtlüklerin kafiyelenişinde murabba düzeni bir kenara bırakılmış, atlama kafiyeler yapılmıştır. Divan Edebiyatının klasik müstezat şekli genişletilmiş, her çeşit kalıpla müstezatlar yapılmıştır. Servet-i Fünun Edebiyatında da aruz ölçüsü kullanılmış fakat, tek düze ölçülerden çok, karma ölçülere yer verilmiştir. Aşağıda Servet-i Fünun mecmusından bir sayfa yer almaktadır;

Cevapla


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portalı - Güncel ve Tarafsız Haberler İçin Her Gün Ziyaret Ediniz.